Hakkımızda

Gül Baba, 16. yüzyılın ortalarında Budin’e gelmesine müteâkip o dönemde şehir sınırları dışına defnedilen ve onun anısına türbe inşa edilen bir Osmanlı dervişiydi.
Bu yapı, Budapeşte’nin en eski mimarî anıtlarından biri olan ve günümüzde Gül Tepesi’nde (Macarca Rózsadomb) bulunan Gül Baba Türbesi’dir.
Gül Baba Türbesi Mirasını Koruma Vakfı, Gül Baba Türbesi’ni ve çevresinde yer alan bahçeleri ve bunlarla ilişkili eşsiz kültürel değerlerin korunması, işletilmesi ve kullanılması amacıyla 2017 yılında Macar Devleti tarafından kurulmuştur.

Gül Baba Türbesi

Gül Baba, Fatih Sultan Mehmed devrinde Avrupa’ya gerçekleştirilen seferler sırasında Osmanlı Ordusu’na eşlik eden bir Bektaşî dervişidir. Adında yer alan “gül” terimi, Gül Baba’nın Allah’ı derin ve aşkın bir şekilde tanıyan bir derviş olduğunu ve zamanının tasavvuf geleneklerine dayanan manevî bir rütbeyi işaret etmektedir.

Gül Baba, 1541 yılında Kanûnî Sultan Süleyman ve Osmanlı Ordusu ile Budin’e gelmiştir. Efsanelere göre, 2 Eylül 1541 tarihinde şehrin fethi onuruna düzenlenen Şükran Günü’nde vefat etmiştir. Osmanlılar arasında saygın bir derviş olan Gül Baba, vefat ettiğinde kuzey Budin’in Tuna Nehri kıyısında bulunan eski Baruthane mahallesinin yakınındaki bir tepeye defnedilmiş ve cenazesine Kanûnî Sultan Süleyman da katılmıştır. Kabrinin üzerine, 3. Budin Beylerbeyi Yahyapaşazade Mehmed Paşa tarafından 1543-1548 yılları arasında bir türbe inşa ettirilmiştir. Osmanlı hakimiyeti sırasında türbenin yanına Bektaşî dervişlerinin yaşadığı bir tekke inşa edilmiştir ve ayrıca türbenin yakınına defnedilmeleri de Osmanlı dervişlerine özgü bir adetti. Böylelikle kuzey Budin tepelerinde yer alan Gül Baba Türbesi’nin etrafına Osmanlılar için önemli ziyaret mekânları inşa edilmiş ve Osmanlı döneminde bu alana Gül Baba Tepesi ismi verilmiştir.

16-17. yüzyıllardan beri Gül Baba’nın kişiliğini kuşatan birçok efsane ve hikaye bulunmaktadır. Bunlardan en bilineni, 1663 yılında Türbe’yi ziyaret eden Evliya Çelebi’nin yazdığı hikayedir. Evliya Çelebi’nin kağıda döktüğü bu sözlü efsaneye göre; Merzifonlu olan derviş Gül Baba, 2 Eylül 1541 tarihinde camiye dönüştürülen Nagyboldogasszony (Meryem Ana) Kilisesi’nde kılınan ilk Cuma namazında vefat etmiştir ve cenazesine Osmanlı padişahı da katılmıştır. Derviş, Osmanlı sınırlarının manevî koruyucusu ve sembolik gözcüsü haline gelmiştir.
1686 yılında, Budin şehrinin ikinci kuşatması sırasında Habsburg Ordusu türbeye herhangi bir zarar vermedi, daha sonra Cizvit rahipleri tarafından katolik şapeline dönüştürüldü ve yaklaşık iki yüzyıl boyunca Türbe bu şekilde varlığını sürdürdü.
1885 yılında Osmanlı hükümeti tarafından Macar Mimar János Wágner, Türbe ve çevresindeki anıtın restore edilmesi için görevlendirildi. János Wágner, kompleksin etrafına kendi konutunu da kapsayan bir payanda inşa etti. Onarım çalışmalarının ardından, 1914 yılında anıt Macar ulusal anıtı olarak ilan edildi.

19. ve 20. yüzyıllarda çoğunlukla romantizm etkisinde kaleme alınan edebî ve müzik eserlerinden tanınan Gül Baba’nın kişiliğini kuşatan birçok efsane bulunmaktadır. O sıralarda türbenin çevresi, ilk temsili villaların yükseldiği ve sonrasında daha yoğun bir bina kompleksinin inşa edildiği alana, dervişe atıfta bulunularak Rózsadomb (Gül Tepesi) ismi verilmiştir. O dönemde, yakınında yer alan Niedermayer Gasse’ye de Gül Baba Sokağı adı verildi ve binanın bir dizi bilimsel araştırma ve restorasyon çalışmaları başladı.

20. yüzyılda Türbe ve çevresindeki bina kompleksi üzerinde çeşitli tadilat ve yenileme çalışmaları gerçekleştirildi, ancak türbenin genel durumunda kapsamlı bir yenileme sağlanılamadı. 21. yüzyılın başlarında, kompleksin esaslı bir şekilde restore edilmesi gerekiyordu, bu yüzden arazi birkaç yıl boyunca ziyaretçilere kapatıldı.

24 Şubat 2015 tarihinde Budapeşte’de Macaristan ve Türkiye Başbakan Yardımcıları, türbe ve yakın çevresinin kültürel mirasının korunması görevlerinin yanı sıra 2018 yılında tamamlanan ve ziyarete açılan Gül Baba Türbesi kompleksinin çevre düzenlemesi ile ilgili bir anlaşma imzalamışlardır. Macar-Türk işbirliği sürecinde, birçok disiplinden uzmanların geniş katılımıyla gerçekleştirilen yatırım, türbenin profesyonel araştırması ve ilgili mirasın korunma çalışmalarının yanı sıra doğrudan ve daha geniş bir ortamda yüksek düzeyde mimari ve peyzaj mimarisi de hayata geçirilmiştir. Kompleksin içinde, sadece Osmanlı tarihi binası değil aynı zamanda bir kültür merkezi de ziyaret edilebilir. Diğer önemli unsurları ise, eski Wagner Villası’nın bodrum katının tarihi mekânında yer alan kalıcı serginin yanı sıra Wagner Villası’na ekli bir kafe ve çayevi, çeşitli konferanslar ve atölyeler için bir oda, bir hediyelik eşya dükkanı ve düzenli olarak yenilenen sergilerin yer aldığı geçici bir sergi alanı da bulunmaktadır.
Bunların hepsi, hassas peyzaj mimari araçlarıyla oluşturulmuş bahçelerle çevrili, canlı bir kültür merkezini oluşturmaktadır.

Gül Baba Türbesi Mirasını Koruma Vakfı

Gül Baba Türbesi Mirasını Koruma Vakfı, Gül Baba Türbesi ve çevresinde yer alan bahçelerin yanı sıra bunlarla ilişkili eşsiz kültürel değerlerin korunmasını, işletilmesini ve bakımını sağlamak amacıyla 2017 yılında Macar Devleti tarafından kurulmuştur. Vakfımızın amacı, iki ülke arasında bir kültür köprüsü inşa ederek mümkün olduğunca çok insana Türbe’yi ve çevresindeki kompleksi tanıtmaktır. Bu güzel ortamı canlı bir kültür merkezi haline getirmek için var gücümüzle çalışmaktayız ve bu alanın sadece Budapeşte’nin II. Bölgesi’nin değil, tüm başkentin ve ülkenin turizm ve kültürel hayatının önemli bir parçası haline gelmesini temenni etmekteyiz.

Misyonumuz, Macar-Türk dostluğunu korumak, teşvik etmek ve Gül Baba’nın fizikî ve manevî mirasını sergilemektir. Kültürel etkinliklerimiz ve faaliyetlerimiz sayesinde, iki ulusun birbirlerinin kültür ve değerlerini tanımasını ve böylece iki ülke arasında daha yakın bir dostluk kurma fırsatını yaratmaktayız.

Vizyonumuz, Macar ve Türk kültürü arasındaki gastronomi, dil, geleneksel halk kıyafetleri ve müzik alanlarındaki benzerlikleri ortaya koyarak iki millet arasındaki dostluğu daha da derinleştirmektir.